Çünkü
lojistik, gelişim, etkililik ve verimlilik
demektir...
Günümüz global ekonomisinin giderek ağırlaşan
rekabet koşullarında üreticiler her geçen
gün daha hızlı ve sorunsuz bir üretim ihtiyacı
içine giriyorlar. Bu ihtiyacın giderilmesinde
önemli rol oynayan tedarik zinciri yönetimi;
planlama, yükleme, taşıma, gümrükleme, depolama,
elleçleme, paketleme ve dağıtım işlerini
bir araya getiriyor.
İşte bu noktada, tedarik zinciri süreci
içinde, müşterilerin ihtiyaçlarını karşılamak
üzere "lojistik" kavramı devreye
giriyor.
Lojistik Yönetim Konseyi'nin (Council of
Logistics Management, CLM) tanımına göre
lojistik, tedarik zincirinin bir parçası
olup, her türlü malzeme, ürün, hizmet ve
ilgili bilginin başlangıç noktasından tüketim
noktasına kadar her iki yönde akışı ve depolanmasının
etkili ve verimli bir biçimde planlanması,
uygulanması ve kontrol altında tutulması
işlemine verilen addır.
Lojistiğin bu geniş tanımı, gerçek anlamda
"global lojistik hizmet" tedarik
eden bir firma ile çalışmanın artılarını
ve lojistik firma ile işbirliğinin avantajlarını
ortaya koyuyor. Yine bu tanım, bir lojistik
partnerin temel amacının, ortak sistemleri
ve karşılıklı esnek bilgi paylaşımını içine
alan bir "değer zinciri"
yaratmak olduğunu ifade ediyor.
Özellikle çokuluslu firmalarda, temel işleri
olmayan (non-core) faaliyetleri tespit edip,
bu hizmetleri lojistik firmalarından sağlama
(outsourcing) ve böylece maliyetleri indirip,
rekabet avantajı yakalama çabası görülmektedir.
Ancak ulusal pazarda, tüm avantajlarına
rağmen birçok firmanın lojistik faaliyetleri
kendi bünyelerinde gerçekleştirmeye çalıştıklarını
biliyoruz.
Oysa lojistik bir partner ile çalışmak,
lojistik süreç boyunca gerçekleşen tüm yükümlülükleri
lojistik firmaya devredebilmeyi ve üreticilere
tamamen kendi faaliyet alanlarına (core
business) yoğunlaşabilmeyi beraberinde getirir.
Gerçek anlamda kapıdan kapıya (door-to-door)
hizmet verebilen bir firma ile kurulacak
lojistik işbirliği, lojistik süreçler içindeki
tüm bilgi ve belgeye tek noktadan ulaşabilme,
stok maliyetlerini düşürme, stok seviyesini
optimize etme imkânlarını sağlar. Bu vasıta
ile lojistik personel istihdamı zorunluluğu
ortadan kalkar ve gerek nakliye gerekse
stok yönetiminde ortaya çıkabilecek kayıp,
kaza, çalınma, hasar ve gecikme gibi risklerin
tamamı lojistik firmasına devredilebilir.